23 Kasım 2007 Cuma

KÜRDÜSTAN'I KABUL ET...PKK BİTSİN!.

Çok mu iddialı geldi bu başlık?
Gelmesin... Olan bitenin arka planında tam da bu formül yatıyor...Tutarsa...
Çok uzun ve dolambaçlı laflarla kafanızı karıştırmayacağım. Açık verilerden yola çıkarak başlıktaki tezimi anlatacağım.
Apo’yu Türkiye’ye kim teslim etti?
ABD.
ABD, İngiltere ve İsrail’nin, büyüyen İran (Şii) tehlikesine karşı, yüzde yüz güvenebileceği, en sadık ve monoblok gözüken yapı nerede?
Irak’ın kuzeyinde...
Yani? Kürdistan’da...
ABD neden Türkiye’ye yüzde yüz güvenemez?
1Mart’ta test etti. Gördü...Türkiye, siyasal ve sosyal olarak çok parçalı...Karar odakları farklı etki alanlarına sahip. Irak’ta başı bu kadar beladayken bir başka bölgesel ve derin sorunla daha uğraşmak istemiyor.
5 Kasım günü, Washington’da PKK’nın “PKK olarak bitirilmesi” kararlaştırıldı.
Yani?
Yani ABD Türkiye’ye “büyük bir şey” verdi...
Karşılığında ne aldı?
“Kürdistan’a karışmayacaksın...” dedi. Barzani de hemen akabinde “güvence verilerek” rahatlatıldı.

Hükümet ve belli güç odakları, PKK’yı denklemden çıkartma planları içinde ve bu arada Kürdistan’a da ses çıkartılmayacak.
Beni hiç kimse, bu coğrafyada ABD, İngiltere ve İsrail’in desteğiyle, onların dikte ettiği bir karara uyarak hareket eden bir Türkiye’nin orta ve uzun vadede kazançlı çıkacağına ikna edemez.
Dolayısıyla, bu denklem, şayet gerçekleşirse, ısrarla savunuyorum, orta ve uzun vadede bu ülkeye zarar verecek gelişmeler olacaktır.
Öncelikle PKK’nın bu denklemden, bu kadar kolaylıkla çıkartılabileceğini düşünmek saflık olur.
Peki ne olabilir?
Önümüzdeki günlerde, “bir takım sözler alan” yönetici PKK kadroları dağdan “inebilir”...
Dağda, eline aldığı silahı henüz kullanmamış binlerce Kürt genç Mahmur’a geçebilir...
Mahmur’dakiler de BM gözetiminde Türkiye’ye gelebilir...
TSK, sınır ötesine konuşlanabilir... Mehmetçik ve peşmerge birlikte çay içerken çekilmiş şirin fotoğraf kareleri manşetleri süsleyebilir.
Tüm bunlar artık pek mümkün, görünen o ki “konuşulmuş-anlaşılmış” senaryolar...
Şu soruyu soran var mı? PKK bu adımları ne karşılığında atacak? Asıl soru budur... Bu sorunun yanıtı da önümüzdeki süreçte gömülüdür.
“Bir barış yapılacaksa kendi aramızda yapalım... ABD işbirlikçisi Talabani ve Barzani ile değil... Bölgeye çöreklenen emperyalist güçlerle değil... İstiklal harbindeki ve Cumhuriyetin ilk yıllarındaki haklarımızı verin... Üniter devlet içinde kalmak istiyoruz. Silahları kaldırıp atalım. Akan kan dursun.”

Bunu kim diyor?
Öcalan...
AK Parti ne yapıyor?
O hakları vermeye hazırlanıyor... Şahane... Buna bir itirazım yok!
Güzel de o adımları bize ABD, İngiltere ve İsrail attırıyor.
Sevr ile Lozan arasında bir noktaya mahkum ediliyor Türkiye.
Masanın karşı tarafında bin yıllık toprakdaşlarım oturmuyor ki... Binlerce kilometre öteden gelip bu enerji havzalarını kontrol altına almak isteyen, Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana bu bölgede milyonlarca insanı öldürenler oturuyor.
Dağdaki PKK’nın Apo’dan bağımsız ve ABD-Barzani-AKP’ye uygun adımlar atacağını düşünmek saflıktır diyorum.
Süreç geçmişe gebe...

Hiç yorum yok: